azra erhat'ın mitoloji sözlüğü'ne dair bir değerlendirme ve tanıtım yazısı*
GİRİŞ
Azra Erhat’ın Mitoloji Sözlüğü kitabının tanıtımını ve değerlendirmesini yapacağım bu yazıda bununla beraber sözlüğün özgünlüğünü de gözler önüne sermeye çalışacağım.
Kitabı fiziki olarak tanıtmakla başlayalım. Azra Erhat’ın yazmış olduğu “Mitoloji Sözlüğü” Remzi Kitapevinden çıkmıştır. İlk basımı 1972 yılında yapılmıştır. Benim tanıtacağım baskı ise kitabın 32. baskısıdır. Kitap “Önsöz, Sözlük, Sonsöz, Dizin 1, Dizin 2, Dizin 3 ve Soy Tabloları” olmak üzere 7 bölümden oluşmaktadır. 335 sayfadır.
Ben bu yazıda önsöz ve sonsöz kısımlarını inceleyerek kitabı tanıtmayı hedefliyorum. Bildiğim kadarıyla bu sözlükle ilgili bir tanıtım ve değerlendirme yazısı daha önce yazılmadı, çalışma bu yönüyle özgün bir çalışmadır. Tıpkı sözlüğün kendisinin de diğer sözlüklerden ayrılan yanlarıyla özgün bir çalışma olması gibi.
Yazarımız Azra Erhat kitabın önsözünde kitabı tanıtmıştır. Bu kitabı neden yazdığıyla ilgili ipuçlarını bu kısımda bulabiliriz.
ÖNSÖZ:
Mythos ve Mythologia
İlkin söz vardı' der Kitap. "Başlangıçta Söz vardı. Söz Tanrı'yla birlikteydi (ya da Tanrı'daydı) ve Söz Tanrı'ydı. Başlangıçta o Tanrı'yla birlikteydi." İncil'in Yuhanna bölümünden aldığımız bu pasaj Yuhanna'nın giriş kısmıdır.
Platon'un bu cümleyi duyduğunda soracağı ilk soru "Hangi söz?" sorusu olurdu. Çünkü Yunancada söz anlamına gelen üç kelime vardır. Bu kelimeler şunlardır; mythos, epos ve logos. Bu kelimelerin anlamlarına bakalım ve aralarındaki ilişkiyi açıklayalım.
Mythos'un anlamı ön sözde; masal, öykü, efsane olarak geçiyor. Sözlük anlamına baktığımızda: "Kahramanlar, ilahi varlıklar, Yunan ilahları anlatılanlar, tarihi hikayeler, masallar. Hayal mahsulü olarak estetiğin konusu olan hikayeler. Milletlerin çok eski hayat tarzlarının sembollerle ifade edilişi." olarak tanımlandığını görüyoruz.
Mitoloji sözlükte: "Efsaneler üzerine bilimsel araştırma; bir milletin, bir topluluğun, üstün kuvvetlere dair ortaya koyduğu efsaneleri hikayelerini, bütünlük içinde toplama." olarak tanımlanıyor.
Son olarak mit ise genel kabule göre şu şekilde tanımlanıyor: "Fantastik açıklamalı, kökensel, tabii ve doğal olaylardır ya da toplumsal yaşantıları insanların kendi niteliklerine uygun bir şekilde aktarmalarıdır."
Tanımlarından da görüldüğü üzere birbirlerine çok benzer kelimeleri inceliyoruz. Hepsinin esasında temel bir ana fikri savunduğunu söylersek yanılmış olmayız.
Ancak Antik Yunan Tarihini incelediğimizde başta ünlü tarihçi Herodot olmak üzere mythos'lara pek de güvenmememiz gerektiğinin telkin edildiğini görüyoruz. Bunun temel sebebi Platon'un da söylediği gibi mythos'un uydurma ve boş bir masal anlatısı olmasıdır. Mythos ile ilgili bahsi şimdilik burada kapatalım.
Epos'un tanımına baktığımızda: belli bir düzen ve ölçüye göre söylenen sözdür, diyebiliriz.
Edebiyatta içerik-biçim meselesi yahut uyumu vardır. Mythos ve epos arasındaki ilişki de budur. Mythos içeriğe, epos ise biçime karşılık gelir.
Ve nihayet logos. Logos denilince benim aklıma hemen Herakleitos ve mantık ilmi gelir. Mantık Arapça "nutk" kelimesinden türetilmiştir ve "kavl, söz, kelam, logos" anlamlarına gelir. Herakleitos'ta ise logos evren kanunu ve evrensel akıldır. Burada logos'un sözlük tanımına da bakmak uygun düşer. " Logos, Yunanca 'legein-konuşmak, söylemek' anlamına gelmektedir. Kelime anlamı 'söz' olmakla beraber kavram olarak, düşünce, akıl, düzen, evren kanunu gibi anlamlar almıştır."
Mythos ve epos'un birlikte bir uyum içinde olduğundan bahsetmiştik. Peki logos nerede durur? Tahmin edildiği gibi bu iki kavramın tam karşısında. Biz felsefe öğrencileri mythos'tan logos'a olan geçişi sıkça duyarız. Mythos güvenilmez bilgi olarak geçer iken logos doğru/kesin bilgiye tekabül eder. Bu da doğal olarak mythos ve logos'u birbirine karşıt iki düşünce haline getirir.
Lakin İlkçağ felsefe tarihine baktığımızda filozoflar her ne kadar mythos ve epos'u devre dışı bırakmak isteseler de bunu çok da beceremediklerini görürüz. Bunun sebebi Herakleitos hariç tüm doğa filozoflarının (Pre-Sokratik de diyebiliriz) eserlerini epos (şiir) biçiminde vermesidir.
Platon şairleri (kastı Homeros ve Hesiodos'tur) devletinden kovar, devletinde şairlere yer vermez. Şairlerin mythos'larıyla topluma zarar verdiğini düşünür. Halbuki kendisi de diyaloglarında deyim yerindeyse her başı sıkıştığında mitlere başvurur.
Mythos Yaratıcıları
Heredot’a göre mythos yaratıcıları Homeros ve Hesiodos’tur. Bilindiği üzere Homeros’un İlyada ve Odysseia, Hesiodos’un da İşler ve Günler ile Tanrıların Doğuşu başlıklı eserleri vardır. Homeros ve Hesiodos bu eserlerinde Tanrıları anlatır. Yunan mitolojisi de bu eserlerle birlikte yazıya geçirilmiştir. Lakin bununla yetinmez Yunan mitolojisi. Yazın türleri katlanarak artar ve mitoslarda buna bağlı olarak hem artar hem de hem de yeni yorum ve anlatılarla zenginleşir.
Bu zenginleşme önce ‘melos’ adı verilen şiir türüyle olur, sonra da tragedyayla zirveye ulaşır. Mythos tragedyayla adeta yeniden doğar. Tragedyanın tek kaynağı mythos’tur. Tragedya birçok yönüyle mythos’u aydınlatmıştır. Ama iş bununla da bitmez. Mythos yerinde saymaz Yunanistan’da çünkü her bölge kendi mythos’unu yaratmak ister ve bu mythos’a zenginlik katar. Bu zenginliklerle birlikte aynı zamanda karışık bir durum da ortaya çıkar mythos’ta ve bu karışıklığı çözmek için bir mythos bilimine ihtiyaç duyulur.
Helenistik dönemde burada söz konusu olan efsaneler toplanır ve derlenir. Helen döneminin mythos yazarları başta Homeros olmak üzere Yunan döneminde yazılmış büyük mitoloji yapıtlarını şerhler ve notlarla zenginleştirerek kopyalamaya çalışmıştır. Bir yandan da topladıkları efsaneleri kitaplaştırmışlardır. Bu kaynaklar günümüz için önemlidir.
Roma bilindiği üzere çoğu kez Yunan’ı taklit ederek kendini var etmiştir. Bundan Yunan mitolojisi de payına düşeni almıştır. Roma kendi mitolojisini Yunan mitolojisinden aldıklarıyla kurmuştur. Roma mitolojisi kimi zaman mitolojik karakterlerin adını değiştirmiş kimi zaman da Yunan efsanelerini kendi efsaneleriyle karıştırmıştır. Bu durumun ilkçağın sonuna kadar bu şekilde devam ettiğini görüyoruz. Yunan – Roma mitolojisi adını verdiğimiz mitoloji işte bütün bu efsanelerden, mitolojik unsurlardan derlenip toplanan bir mitolojidir.
Akdeniz Mitolojisi
Mitoloji başlığıyla bir kitap yazmak istediğimizde bu kaynaklardan hangisine kulak vereceğiz, hangisini daha çok önemseyeceğiz, hangisini anlatacağız? Bu sorular bu şekilde artıp gider. Bundan öte temel bir problemimiz daha vardır. Mitoloji denilince akla ilk olarak Yunan mitolojisi daha sonra da Roma mitolojisi gelir. Bu hatalı bir anlayıştır. Mitoloji Yunan’da ortaya çıkmamıştır ve Yunan’a da has değildir. Kronolojik olarak önce Yunan geldiği için ilk olarak Yunan’ı zikrettiğimizi de belirtmiş olalım. Yunan’dan önce Akdeniz çevresi efsaneler topluluğu vardır. Bu efsanelerin neden bu çevreye değil de Yunan ve Roma’ya mal edildiği sorusuna şu şekilde bir cevap verebiliriz: Çünkü bu efsaneler Yunan ve Roma uyruklu yazarlar tarafından Yunanca ve Latince yazılmıştır. Bu nedenle efsaneler onlara mal edilir. Bu doğru değildir. Her şeyden önce kronolojik olarak mümkün değildir. Yunan’dan önce de var olan ve varlığını devam ettiren Anadolu, Girit, Mezopotamya, Mısır ve Fenike varken bu efsanelerin Yunan’da ortaya çıktığını söylemek doğru olmaz. Bu efsanelerin çıkış yeri buradaki sözlü geleneklerin toplamıdır.
İkinci temel problem ise mythos anlayışında ortaya çıkan değişikliklerdir. Ahmet Cevizci’nin deyimiyle “sözde Yunan mucizesi” tabiri caizse alıp başını yürümüştür. Bu düşünce adeta bir balon gibi uçuşup durmuştur. Batı dünyası var olan her şeyin kaynağında Yunan ve Roma uygarlıklarının olduğunu düşünür, buna inanırdı. Bilimsel verilere kulak tıkar, göz devirir ve kendi bildiği yoldan yürümeye devam ederdi. Günümüzde de bu geleneklerini devam ettiriyorlar.
Diğer uygarlıkların mitolojik karakterleri kendilerine kitaplarda çok az yer bulabiliyor. Mitolojiye bile taraflı bakmak bilimselliğin önüne geçiyor ve bu tarzda çalışmalar yapmak da birçok kişinin işine gelmiyor. Halikarnas Balıkçısı bu işe gönül verenlerden, hem de olabileceği en doğru şekliyle, tarafsız ve objektif bir şekilde mitolojiyi ele alıyor ve kendisinden sonrakilere de yol gösteriyor. Halikarnas Balıkçısı’nın açtığı bu yolda ilerlemek ve eski yazın kaynaklarına da hakkını vermek bu kitabın tek amacıdır.
Yukarıda birçok sorundan bahsedildi. Bu kitap her ne kadar eksikleri olsa da bu sorunlara bir nebze de olsa çözüm bulmak amacıyla yazılmıştır. Efsane yazarlarının maddelerinde elden geldiğince kendi metinlerinden pasajlar sunulmuştur. Batı menşeili bir mitoloji kitabı çevirmektense eksikleriyle birlikte özgün bir çalışma yapmanın daha uygun olacağını düşündük. Ve son olarak: “Bu kitap Homeros’la doludur, nasıl olmasın ki Batı uygarlığının ilk ve en büyük ozanı yurttaşımız Homeros burcu burcu Anadolu kokar.”
SONSÖZ
Azra Erhat bu kısımda sözlüğün nasıl hazırlandığına dair başlıklar sunuyor. Başlıklar sırasıyla; fişler, sözlük ve antoloji, özel etüt niteliğindeki maddeler, soy tabloları, Yunanca-Latince kelimelerin yazılışı.
Sözlüğün fişlere ayrılmasında öncelikli olan kriter Anadolu ile ilgili mitolojik unsurlar olmuştur. Önsözde de belirtildiği üzere bu sözlük aynı zamanda bir antoloji vasfı da görmektedir. Bu durum aslında bu sözlüğün özgünlüğünü de gözler önüne sermektedir.
Sözlük ve antolojinin hazırlanışında kullanılan başlıca kaynaklar Yunanca ve Latince eserler olmakla birlikte, tabii olarak Homeros ve Hesiodos’un kaynakları referans alınır. Bilindiği üzere Homeros’un İlyada ve Odysseia adlı eserleri, Hesiodos’un ise Theogonia ile İşler ve Günler adlı eserleri Türkçe ’ye kazandırılmıştır.
Bununla birlikte Türkçe ’ye çevrilmiş birçok eserden de faydalanıldığını belirtmekte yarar görüyoruz.
Sözlüğün asıl amacı Azra Erhat’ın da belirttiği gibi son veriler eşliğinde mitolojik unsurları aydınlatmak ve tanıtmaktır. Burada bir parantez açarak Azra Erhat’ın kuru bir anlatımdan ziyade gayet doğal, samimi ve eğlenceli bir üslup benimsediğini de belirtelim. Kitabın bir diğer özgünlüğü de burada saklıdır.
Soy tablolarına ayrılan kısım bana göre en ilgi çekici ve en faydalı olan kısım. Mitolojide bazen soy ağaçlarını birbirine karışmış bir şekilde bulabiliyoruz, bir kitapta bir mitolojik karakter diğer bir mitolojik karakterin eşi iken diğer kitapta kardeşi olarak anlatılabiliyor. Azra Erhat bunları da göz önünde bulundurarak birçok soy ağacı tablosu hazırlamış. Büyük resmi görmek, mitolojiyi anlamak açısından da verimli olacaktır.
Mitolojik karakterlerin birbirleriyle olan ilişkilerinin farklı kitaplarda farklı anlatılması gibi isimleri de değişebiliyor, bu sözlükte bir mitolojik karakterin bilinen birçok ismi yazılarak karakterin bulunuşu kolaylaştırılmış.
Azra Erhat Sonsöz kısmına bir de “Mitoloji Sözlüğü Nasıl Kullanılır?” şeklinde bir başlık eklemiş. Bu başlıkta kendi içinde ikiye ayrılıyor: Sözlük ve dizinler.
Sözlük kısmı alfabetik olarak ilerlese de birbirleriyle ilişkili olan karakterler belirtilmiş ve ayrı bir madde olarak sözlüğe alınmış. Lakin Homeros ve Hesiodos için aynı şeyi yapmak çok zor olduğundan bu iki şair dizin dışı bırakılmış.
Dizin kısmı ise üçe ayrılarak sözlük daha işlevsel hale getirilmiş. Dizinler; asıl adlar dizini, yer adları dizini, sanatçılar ve eserleri dizini şeklinde üç başlık altında toplanmış.
Asıl adlar dizininde, mitolojik karakterlerin veya öykülerin sözlükte hangi sayfada ve soy tablosunda yer aldığı belirtilmiştir.
Yer adları dizini bir harita şeklinde yapılmak istense de bu çok meşakkatli olacağından, bir dizin şeklinde yapmak ve mitolojik karakterlerin, şehirlerin, efsanelerin nerede teşekkül ettiği ortaya konmak istenmiştir.
Sanatçılar ve eserleri dizini ise kaynakça işlevini görmektedir. Bu dizin geçmişteki Yunan ve Latin kaynaklarının dışında, mitoloji ile ilgili verilen eserleri de kapsamaktadır. Okuyucu sözlükte geçen yazar, şair ve sanatçı isimlerini bu dizinde bulabilecektir.
SONUÇ
Bu yazıda Azra Erhat’ın yazmış olduğu Mitoloji Sözlüğü ’nü önsöz ve sonsöz bağlamında incelemeye çalıştım. Araştırdığım kadarıyla bu sözlüğün daha önce yayınlanmış bir değerlendirilmesi bulunmamaktadır. Ben de bu nedenle elimden geldiğince kapsamlı bir değerlendirme yazısı yazmaya çalıştım. Azra Erhat’ın felsefeye ve mitolojiye olan katkılarını elimden geldiğince anlatmak yazının öncelikli isteğiydi. Bu konuyu yeterince iyi bir şekilde anlatabildiğimi düşünüyorum lakin yine de birkaç maddeyle tekrar özetleyelim.
Azra Erhat mitolojinin kökenini Yunan ve Roma’da değil de Akdeniz çevresi efsaneler topluluğunda arar ve bu arayışın gerekçesini sunar. Mitoloji sözlüğünü yanlı bir şekilde değil objektif bir şekilde oluşturur. Kitabın eksiklerini kabul eder ama yine de kitabı yayınlar ve bu sözlükle mitoloji sözlüğü çalışmalarında yeni bir çığır açar. Ayrıca sonsöz kısmında yazdığı sözlüğün nasıl yazıldığını madde madde anlatır ve sözlüğü nasıl kullanmamız gerektiğini de bu kısımda bizlere sunar. Bütün bunlar sözlüğün özgün taraflarıdır.
Yorumlar
Yorum Gönder