hayatın içinden felsefe: bölüm 01 / felsefe yapabilmemiz için gereken koşullar*
Felsefenin Antik Yunan'da başladığı miti yaygın bir mittir. Felsefenin Antik Yunan'da başlamış olmasının temel sebeplerinden biri şudur: Refah seviyesinin yüksek olması. Refah seviyesinin yüksek olması ne anlama gelmektedir? Kişi maddi anlamda bir kaygı yaşamamaktadır. Kendisini ve ailesini geçindirebilecek bir seviyededir. Bununla beraber kendi entelektüel hayatı için ayıracak boş vakti de bulunmaktadır. Refah seviyesinin yüksek olması genel olarak bu iki 'şansa' denk gelir.
Peki insan bu iki şansa da sahip olduğunda felsefeye, felsefe yapmaya yönelebilir mi? Sadece bu yeterli midir insanın felsefeye yönelebilmesi için. Maslow'un ihtiyaçlar piramidine aşağıdan yukarıya doğru bakalım:
Kişinin fizyolojik ihtiyaçlarını (beslenme ve barınma) karşıladığını varsayalım. Daha sonrasında güvenlik ihtiyacını da karşılamış olsun. Hayati tehlikesinin olmadığı ve kendini güvende hissettiği bir yerde yaşıyor olsun. Antik Yunan filozofları bu iki ihtiyacı büyük ölçüde karşılamış olmalıdır.
Peki günümüzde sadece bu ihtiyaçların karşılanmış olması felsefe yapabilme imkanını elde etmek için yeterli midir? Travmalar, genetik kodlamalar, psikolojik ve fiziksel rahatsızlıklar, aile içi ilişkilerin içinin boşaltılması, arkadaşlık ilişkilerinin gün geçtikçe önemini yitirmesi, insanın koca bir yalnızlaşma makinesine dönüşmesi, savaşlar, kafamızın içini kemirip duran düşünceler, varoluş sancımızın belki her zamankinden daha fazla sızlaması, ontolojik ayrılığın biz tüm bunları yaşarken daha da fazla hissedilmesi, sosyal medyanın insanların hayatına sızarak insanları tüketim çılgınlığına sevk etmesi, kapitalizm, ideoloji ve din savaşları, kendimize ve hayatımıza duyduğumuz nefret, başkalarına duyduğumuz nefret, bedenimize, ruhumuza ve aklımıza açtığımız savaşlar, hayattaki güçlükler ve olumsuzluklar vd.
Sonuç: Kaybettik ve yenildik. Yenildik ve kaybettik. Neye yenildik, neyi kaybettik?
Heidegger'in ifadesiyle açıklamış olalım. İnsan otantikliğini, özünü, sahiciliğini yitirdi. İnsanın karşısında bu kadar düşman varken kendisini yitirmemesi bir mucize olurdu zaten. Sancılar içinde kıvranıp duruyor insan, değiştirmeye ve dönüştürmeye olan iştiyakını yitirdi çoktan.
Piramidin ilk iki basamağında kapana kısıldık, eğer biraz olsun şanslıysak. Bu şansa sahip değilsek piramidin içine dahil bile değiliz. Peki birçoğumuz bu haldeyken piramidin üçüncü ve dördüncü kısmına nasıl geçebiliriz yahut ne zaman geçebiliriz?
Sanırım geçebildiğimizde felsefe yapmanın imkanı üzerine konuşabileceğiz. Bu nedenle önce piramidin üçüncü ve dördüncü basamakları üzerine konuşmamız gerekiyor.
|Görsel Lal Danışmanlık Merkezi sayfasından alınmıştır|
iletişim: e-mail: kasitzeynepnisan@gmail.com / twitter: zeynishanim

Yorumlar
Yorum Gönder