Kayıtlar

hayatın içinden felsefe: bölüm 02 / kendini gerçekleştirmeye giden yolda duygulara takılmak*

 Serinin ilk yazısında Maslow'un ihtiyaçlar piramidinden yola çıkarak nasıl felsefe yapabileceğimizi sorgulamıştık. Piramidin ilk iki halkası üzerine konuşmuştuk, bu seride de üçüncü ve dördüncü basamak üzerine konuşacağız.  Üçüncü basamakta ait olma ve sevgi ihtiyacı, dördüncü basamakta ise değer ihtiyaçları bulunmaktadır. Bu dünyada ait olma ve sevgi ihtiyacımızı ne düzeyde karşılayabiliyoruz? Ne kadar anlıyor ve ne kadar anlaşılıyoruz? Kendimize ait miyiz, kendimizi seviyor muyuz? Kendimizi sevmeden bir başkasını sevmek ne ölçüde mümkün? Kendimize bile ait olmadan bir eve yahut bir insana olan aidiyetimizden nasıl söz edebiliriz? Bir toprağa ait hissetmek de aidiyete dahil elbette. Kendimizi şu anda üzerinde yaşadığımız topraklara, vatana hissedebiliyor muyuz? Seviyor muyuz ya da?  Bazı insanlar var, kendilerini bir an önce kalabalıkların içine atmak istiyorlar. Bir an bile yalnız kalmak istemiyorlar. Ne yaparlarsa yapsınlar arka planda hep bir gürültü var, kendi gürül...

kaizen felsefesiyle 290 gün boyunca her gün %1 gelişiyorum | bölüm 02: birinci haftanın raporu*

Merhabalar. Ben bu seriye 17 Mart'ta başlamıştım, bugün itibariyle başlayalı tam on gün olmuş. Ben her hafta bu seriye dair bir rapor yazmayı hedefliyordum ancak birkaç gün geciktim, bugün bu gecikmeyi telafi etmek için günün son dakikalarında bu yazıyı yazıyorum. İlk günün %1 gelişimi elbette ki başlamaktı. Bilinir ki başlamak bitirmenin yarısıdır. Başlarken büyük hedefler belirlemedim, çok büyük beklentiler içerisine girmedim, devasa hayaller kurmadım. Sadece küçük adımlarla hayatımı daha iyi bir yere getirmeyi amaçladım. Kendimi her gün %1 nasıl daha iyi hissederim üzerine düşündüm, hedeflerimi de başlangıç minvalinde bu şekilde belirledim. İlk gün bu şekilde tamamlandı. (17 Mart 2026) Grip olduğumdan dolayı yaklaşık iki hafta dışarı çıkamamıştım. İkinci gün iftara da çağrılmam sebebiyle iki haftalık uzun bir sürenin ardından evden çıkabildim. Temiz havanın, güneşli günlerin ve böyle günlerde yürümenin kıymetini yeterince bilmiyoruz bence. Bana çok iyi geldi. Orhan Veli'nin ...

kaizen felsefesiyle 290 gün boyunca her gün %1 gelişiyorum | bölüm 01: giriş - kaizen felsefesi nedir*

 Merhabalar. 17 Mart'ta hayatımı düzene koymak amacıyla bir seri başlattım. Başlığı şu şekilde: "Kaizen felsefesiyle 290 gün boyunca her gün %1 gelişiyorum." Öncelikle Kaizen felsefesinin ne olduğunu açıklamakla işe başlayayım. Kaizen felsefesi, Japonca kai (değişim) ve zen (iyileşme) kelimelerinden türeyen, iş süreçlerinde veya yaşamda küçük, sürekli ve kademeli iyileştirmelerle büyük sonuçlar elde etmeyi hedefleyen bir " birlikte sürekli iyileşme" anlayışıdır. Sabah alarmı çaldığında ilk düşündüğünüz şey ne oluyor? Bugün farklı mı olacak yoksa dünün aynısı mı olacak? Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) "İki günü birbirine eşit olan aldanmıştır." dediği rivayet edilir. Her gün aynı işlerle meşgul olmak insanı tüketen bir şeydir. Monotonluk insanı tüketir. Kişi kendini her gün biraz daha iyileştirmeli, geliştirmeli, hayattan aldığı tadı arttırmalıdır ki hem günleri bereketli geçsin, hem de ruhsal olarak kendini iyi hissetsin. Peygamber Efendimiz bu cüm...

hayatın içinden felsefe: bölüm 01 / felsefe yapabilmemiz için gereken koşullar*

Resim
 Felsefenin Antik Yunan'da başladığı miti yaygın bir mittir. Felsefenin Antik Yunan'da başlamış olmasının temel sebeplerinden biri şudur: Refah seviyesinin yüksek olması. Refah seviyesinin yüksek olması ne anlama gelmektedir? Kişi maddi anlamda bir kaygı yaşamamaktadır. Kendisini ve ailesini geçindirebilecek bir seviyededir. Bununla beraber kendi entelektüel hayatı için ayıracak boş vakti de bulunmaktadır. Refah seviyesinin yüksek olması genel olarak bu iki 'şansa' denk gelir. Peki insan bu iki şansa da sahip olduğunda felsefeye, felsefe yapmaya yönelebilir mi? Sadece bu yeterli midir insanın felsefeye yönelebilmesi için. Maslow'un ihtiyaçlar piramidine aşağıdan yukarıya doğru bakalım:  Kişinin fizyolojik ihtiyaçlarını (beslenme ve barınma) karşıladığını varsayalım. Daha sonrasında güvenlik ihtiyacını da karşılamış olsun. Hayati tehlikesinin olmadığı ve kendini güvende hissettiği bir yerde yaşıyor olsun. Antik Yunan filozofları bu iki ihtiyacı büyük ölçüde karşılamı...

batıya doğru akan nehir / medeniyetlerin anlatılmamış hikayesi / bölüm 1: mezopotamya*

GİRİŞ  Bu modern dünyanın oluşumunun hiç anlatılmamış hikayesidir. Medeniyetin dünyaya yayılışı için yepyeni bir bakış açısı. İnsanlığın Göbeklitepe’deki başlangıçlarından Çatalhöyük’teki tarımın ortaya çıkışına, Mezopotamya’daki ilk şehir ve krallıklara, dini inanışların doğuşundan tek Tanrı inancına. Uygarlığın akışını takip etmeye kaynağından, Ortadoğu’dan başlıyoruz. Binlerce yıldır dünyanın ekonomik, bilimsel ve kültürel merkezi olan olağanüstü bir yer. Fikirlerin ve yeniliklerin özgürce el değiştirdiği; Asya, Afrika, Avrupa kıtaları arasındaki en önemli köprü olan, bin yılı aşkın bir süre bu bölgeye hükmetmiş olan bir imparatorluk kuran Türkler’in başarılarını takip ediyoruz. Doğuda Hindistan’dan Batı’da İspanya’ya kadar 16 ülkede çekilmiş; ünlü uzmanlar, harika mekanlar ve eşsiz bilgilerle dolu 20 bölümden oluşan bir dizi. Bu Antik dünyadan modern dünyaya, Doğudan Batıya doğru akan bir nehri takip eden destansı bir keşif yolculuğu olacak.    GÖBEKLİTEPE  ...

güngör karauğuz’un “hz. nuh, hz. ibrahim ve hz. lut bağlamında kur’an arkeolojisi – bir yöntem teklifi” kitabına dair bir değerlendirme üzerine notlar*

Bu yazı Prof. Dr. Güngör Karauğuz’un yazmış olduğu “Hz. Nuh, Hz. İbrahim ve Hz. Lut Bağlamında Kur’an Arkeolojisi – Bir Yöntem Teklifi” başlıklı kitabına gelen bir değerlendirme yazısına eleştiri maksadıyla yazılmıştır.   Değerlendirme yazısı Doç. Dr. Halil Temiztürk ve Doç. Dr. Enes Büyük tarafından yazılmıştır. Temiztürk Dinler Tarihi alanında, Büyük ise Tefsir alanında çalışmalar yapmaktadır. Yazı İslam Araştırmaları Dergisi’nde yayınlanmıştır.  “Her ne kadar Karauğuz, “Kur’an arkeolojisinin Batı’ya nazaran üç yüzyıldır hâlâ bir değer bulmadığını ve hiçbir şekilde gündem olmadığını” söyleyerek keskin bir hüküm vermiş olsa da bu ifadesiyle İslam ülkelerinde, “biblical archeology” gibi bir Kur’an arkeolojisi disiplini oluşturamadığımızı ve üniversitelerde bir bölüm veya araştırma merkezleri kuramadığımızı anlatmaya çalıştığı söylenebilir.”   Hüküm keskindir çünkü doğrudur, doğru keskindir. Karauğuz’un ifadelerine baktığımızda Kur’an arkeolojisine dair bir bilin...

hz. adem'in iki oğlu - kayin ile habil / bir karşılaştırma denemesi*

Bu yazımızda Kur'an'da Adem'in iki oğlu, Tevrat'ta ise Kayin ile Habil olarak geçen kıssayı karşılaştırmalı bir şekilde ele alacağız.  Öncelikle Kur'an'ı Kerim'de bu kıssanın nasıl ele alındığına bakalım. Kıssa Maide suresinde 27-31 arasındaki ayetlerde anlatılmaktadır  "Onlara Adem'in iki oğlunun haberini gerçeğe uygun olarak anlat: Hani ikisi de birer kurban sunmuşlar, birininki kabul edilmiş, diğerininki kabul edilmemişti. Kurbanı kabul edilmeyen, diğerine, 'Andolsun ki seni öldüreceğim!' dedi. O da dedi ki: 'Allah ancak takva sahiplerinden kabul eder."  "Andolsun ki sen öldürmek için el uzatsan bile, ben öldürmek için sana elimi kaldıracak değilim! Zira ben alemlerin rabbi olan Allah'tan korkarım."  "Ben diliyorum ki sen hem benim günahımı hem de kendi günahını yüklenesin, cehennemliklerden olasın! Zalimlerin cezası işte budur."  "Sonunda içindeki duygular onu kardeşini öldürmeye itti; onu öldürdü ve...